Ticaret Hukuku

Tacir Kimdir ve Tacir Olmaya Bağlanan Sonuçlar Nedir?

Hukuk düzenimiz açısından tacir olmaya bağlanan önemli sonuçlar vardır, bu sonuçlar kimi zaman bir külfet niteliğindeyken kimi zamanda nimet niteliğinde olabilmektedir.

Tacir sıfatının kazanılmasında gerçek kişiler ve tüzel kişiler bakımından bir ayrım söz konusudur, bu ayrıma göre kural olarak;

  • Gerçek kişiler, bir ticari işletmeyi kısmen de olsa kendi adlarına işletmeleri ile kural olarak tacir sıfatını kazanırken,
  • Tüzel kişiler de ise kural olarak ticaret şirketleri tescil ile birlikte tacir sıfatını kazanmaktadırlar.

Yukarıda da izah ettiğimiz üzere tacir olmaya bağlanan önemli sonuçlar vardır, bu sonuçlar kimi zaman tacirin lehine kimi kazan aleyhine olabilmektedir, aşağıda tacir olmaya bağlanan sonuçlara yer verilecektir.

Tacir Olmaya Bağlanan Sonuçlar

1- İflasa tabi olma

Tacirler her ne sebeple olursa olsun borçlarından dolayı iflasa tabidir.

2- Ticaret unvanı seçme ve kullanma

3- Ticaret sicili ve odalara kayıt

4- Ticari defter tutma

5- Basiretli iş adamı gibi hareket etme

Türk Ticaret Kanununda “tacirin ticari faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiği” açıkça düzenlenmiştir, bu hükümle tacirlere objektif özen yükümlülüğü getirilmekte ve ticari faaliyetlerinde düşünerek, ölçerek, sorumluluklarını öngörerek, bilinçli bir şekilde hareket etmesi tacirden beklenmektedir.

Basiretli davranma yükümlülüğü;

  • Sözleşmenin uyarlanmasını talep etme,
  • Cezai şartın tenkisini talep etme,
  • Zorda kalma durumu hariç aşırı yararlanma hükümlerine dayanma,

imkanını çoğu durumda zorlaştırmakta ve hatta bazen imkansız kılmaktadır.

6- Ticari İş Karinesi

Tacirin yaptığı işlerin ticari olması asıldır, tartışmalı olmakla birlikte tacirin tüketici sayılamayacağı görüşü bu karineye dayanmaktadır.

7- Cezai Şartın İndirilmesini isteyememe

Tacirin cezai şartın tenkisini talep etme imkanı bulunmadığı kanun hükmüyle kayıt altına alınmıştır ancak Yargıtayın istikrarlı olarak vermiş olduğu kararlar neticesinde tacirin ekonomik mahvına yol açacak derecede kararlaştırılan cezai şartın tenkis edilebileceğine hüküm altına alınmıştır.

8- Bazı ihtar ve ihbarların belirli şekilde yapılması

Tacirler arasında yapılacak, sözleşmeden dönme, sözleşmenin feshi, diğer tarafı temerrüde düşürmeye yönelik ihtar/ihbarlar noter kanalıyla, telgraf, taahhütlü mektup veya Kayıtlı elektronik posta ile yapılmalıdır.

Yukarıdaki konularda öngörülen şeklin bir ispat şartı mı yoksa geçerlilik şartı mı olduğu tartışmalıdır, kanaatimiz söz konusu şekillerin bir ispat şartı olduğu yönündedir zira Türk Ticaret Kanununun gerekçesinde bu yönde bir ifade yer almaktadır.

9- Fatura ve teyit mektubuna itiraz

Tacir kendisine gönderilen fatura veya teyit mektubu  8 gün içerisinde itiraz etmezse bunların içeriğini kabul etmiş sayılır, bu nedenle süresinde itiraz edilmesi son derece önemlidir.

10- Ücret ve  faiz isteyebilme

Ticari işletmesiyle ilgili bir işte bulunan veya hizmet gören tacir bunun karşılığında uygun bir ücret isteme hakkına sahiptir, tacir aynı zamanda yapmış olduğu masraflar veya vermiş olduğu avans nedeniyle faiz isteme hakkına da haizdir.

 

 

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 18.12.2017 tarihli, 2015/28987 Esas, 2017/12575 Karar numaralı ilamı ile cezai şartta tenkis yapılabileceğine dair vermiş olduğu karar;

“818 Sayılı B.K.nun 161/son maddesine göre geçerli olan sözleşmelerde hakimin fahiş gördüğü cezai şartta indirim yapabileceği düzenlenmiş, tamamen kaldırabileceğine dair bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Bu açıklamalardan sonra, yukarda bahsedilen yasal düzenleme göz önünde bulundurulup dosyada bulunan deliller kapsamında cezai şartın fahiş olup olmadığına dair bir değerlendirme yapılarak, fahiş ise indirim yapılarak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, cezai şartın tamamen kaldırılarak karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup ,bozmayı gerektirir.”

 

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 14.01.2020 Tarihli, 2017/1637 Esas, 2020/13 Karar numaralı ilamı ile tüzel kişi tacirin tüketici olarak kabul edilemeyeceğine ilişkin vermiş olduğu karar;

“Tacir olmanın nimetine göre külfeti de mevcuttur. Zira TTK’nın 20-25. maddelerinde tacir sıfatına bağlanan yerine göre “hak” yerine göre “külfet” niteliği arz eden hukuki sonuçlar düzenlenmiştir.

Bunların en önemlilerinden biri basiretli iş adamı gibi davranma zorunluluğudur (TTK. m. 20/II). Tacirin, ticari işletmesiyle ilgili tüm faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi davranması gerekir. Bu cümleden olarak, ticari işletmesiyle ilgili sözleşmeleri yaparken ve bu sözleşmelerden doğan borçlarını yerine getirirken basiretli bir iş adamı gibi davranmak zorunda olan tacirler tüketiciler için düzenlenen yasa hükümleri kapsamına alınamazlar.


Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya gelince; davacı limited şirket, tacir olup; tüzel kişilik adına ticari işletmesinde kullanmak üzere otomobil satın almıştır. Davacı tüketici olarak tanımlanamayacağı gibi, yaptığı işlemin tüketici işlemi olarak kabulüne de olanak bulunmamaktadır.
Her ne kadar aracın trafik sicil kaydında ve ruhsat fotokopisinde “hususi” yazılı ise de aracın sahibinin şirket olması ve faturanın da şirket adına düzenlenmesi nedeniyle, bu araç özel değil, ticari bir araçtır.


Bu durumda taraflar ve işlemin niteliğine göre, ortada bir tüketici işleminin bulunmadığı anlaşılmakla Özel Dairenin bozma kararında gösterdiği gerekçe yanında yukarıda açıklanan genişletilmiş gerekçe ile bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.”

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir